EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu'nda Devir-Teslim ve Görev Dağılımı...
Salı, 28 Şubat 2012 14:16
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 19 Şubat 2012 Pazar günü yapılan seçimlerle 21. Dönemin görev alacak yönetim kurulu üyelerini ve şube denetçilerini belirlemişti. 22 Şubat 2012 Çarşamba günü yapılan devir teslim töreni ile mazbatasını alan yeni yönetim kurulu görev dağılımını ise şu şekilde gerçekleştirdi:
Ebru Akgün Yalçın - Yönetim Kurulu Başkanı
Serdar Çiftcan - Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Mehmet Ali Kıran - Yönetim Kurulu Yazman Üyesi
Taylan Özgür Yıldırım - Yönetim Kurulu Sayman Üyesi
Ömürhan Soysal - Yönetim Kurulu Üyesi
Tonguç Ünal - Yönetim Kurulu Üyesi
Hüseyin Mert Külahcı - Yönetim Kurulu Üyesi
EMO Ankara Şubesi'nde Demokrat Mühendisler Kazandı!
Salı, 28 Şubat 2012 14:07
EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu ve Şube Denetçileri seçimleri 19 Şubat 2012 Pazar günü Namık Kemal İlköğretim Okulu’nda yapıldı. 1259 üyenin katıldığı ve 1180 oyun geçerliği sayıldığı seçimleri Demokrat Mühendisler listesi kazandı. Sabah 09.00’da başlayan seçimler akşam 17.00’de sona erdi.
Demokrasi şöleni şeklinde geçen seçimler sonucunda Yönetim Kurulu Üyeliklerine şu isimler seçildi; Ebru Akgün Yalçın, Serdar Çiftcan, Ömürhan Avni Soysal, Taylan Özgür Yıldırım, Mehmet Ali Kıran, Tonguç Ünal, Hüseyin Mert Külahçı.
Şube Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri: Barış Çoruh, Duygu Tokmak Pıtır, Ayşe Akkaya, Abdülkadir Pekeroğlu, Özgür Erdem, Özenç Akdağ, Cengiz Bektaş
Şube Denetçileri Yedek: Gökçen Çapkıncı, Sadrettin Eren, Mehmet Polat
EMO Ankara Şubesi 21. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi
Salı, 28 Şubat 2012 13:46
EMO Ankara Şubesi 21. Olağan Genel Kurulu, 18 Şubat 2012 tarihinde T. Harb İş Sendikası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Divan Başkanlığı’na Haşim Aydıncak, Başkan Yardımcılığına Ahmet Külahçı, yazman üyeliğe Dilek Akmeşe, Yasemin Dular’ın seçildiği Genel Kurulda, Komisyonların seçimi, Şube Yönetim Kurulu Çalışma Raporunun Okunması ve 20. Dönem Yönetim Kurulu’nun aklanmasının ardından Şube tahmini bütçesi oluşturuldu ve karara bağlandı. Komisyon Raporlarının ele alındığı genel kurulda Bilgisayar Mühendisleri Odası kurulması yönünde verilen önerge kabul edildi.
EMO Ankara Şubesi 21. Olağan Genel Kurul`da ilk olarak Çankaya Belediye Başkanı, eski TMMOB Başkanlarından Bülent Tanık konuştu.Bülent Tanık`ın ardından söz alan 20. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş sözlerine, "20-21 Şubat 2010 tarihlerinde yapılan EMO Ankara Şubesi 20. Olağan Genel Kurulu‘nun hemen ardından başlayan çalışma dönemimiz, yoğun ama bir o kadar da keyif veren faaliyetlerle sürmüş ve başarılı bir şekilde 20. Dönemi tamamlamıştır. Bu süre zarfında emek veren tüm dostlarımız başta olmak üzere yüreği bizimle atan herkese teşekkür ediyorum. Sevinçlerimiz olduğu kadar hüzünlerimizin de yaşandığı bir dönemdi. Başta hocaların hocası Güney Gönenç olmak üzere, aramızdan ayrılanları saygı ve özlemle anıyorum. Hep aramızda olacaklar." diyerek başladı.
DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM'UN ADAYLARI ÖN SEÇİMİN GALİBİ
Pazar, 12 Şubat 2012 16:49
EMO Ankara Şubesi'nde 1992 yılından bu yana yaşatılan önseçim geleneği 12 Şubat 2012 Pazar günü tekrarlandı. Devrimci Demokrat Platform, Devrimci Demokrat Mühendisler, Emek ve Demokrasi Platformu ve Çağdaş Demokrat Mühendisler Platformu'na ait dört listenin adaylarının oylandığı önseçimde kazanan Devrimci Demokrat Platform'un Turuncu Listesi oldu. Önseçim sonuçlarına göre 19 Şubat 2012 Pazar günü yapılacak seçimlerde Demokrat Mühendisler adına aday olacak isimler şöyle:
Şube Yönetim Kurulu Asıl Adayları:
EBRU AKGÜN (27301) ELEKTRONİK MÜHENDİSİ SERDAR ÇİFTÇAN (6263) ELEKTRİK MÜHENDİSİ ÖMÜRHAN A. SOYSAL (33738) ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSİ TAYLAN ÖZGÜR YILDIRIM (38422) BİLGİSAYAR Y. MÜHENDİSİ MEHMET ALİ KIRAN (31261) ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSİ TONGUÇ ÜNAL (31127) ELEKTRONİK MÜHENDİSİ HÜSEYİN MERT KÜLAHÇI (46770) ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSİ
GÖKÇEN ÇAPKINCI (2576) ELEKTRİK Y. MÜHENDİSİ SADRETTİN EREN (9592) ELEKTRİK MÜHENDİSİ MEHMET POLAT (6865) ELEKTRİK MÜHENDİSİ
Son Güncelleme ( Pazar, 12 Şubat 2012 17:09 )
21. Dönem Seçim Bildirgemiz ve Adaylarımız
Cuma, 10 Şubat 2012 11:13
Sevgili Meslektaşlarımız,
Yeni bir çalışma döneminin eşiğindeyiz. EMO’nun birçok biriminde genel kurul ve seçimler tamamlandı. Şubemizin Genel Kurulu da 18-19 Şubat 2012 tarihlerinde yapılacaktır. Ankara Şubesinin ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever üyeleri yıllardan beri olduğu gibi 21. Olağan Genel Kurul’da da DEMOKRAT MÜHENDİSLER’in başarılı çıkması için, kendi demokratik mekanizmalarını işleterek, ortak davranmayı gerçekleştirmektedirler.
1992 yılından beri her dönem yaptığımız gibi DEMOKRAT MÜHENDİSLER adaylarını bir kez daha yapılacak Ön Seçim ile belirliyoruz. Ortak davranmanın demokratik altyapısını oluşturan Ön Seçim, 12 Şubat 2012 Pazar günü Şubemizde “Necatibey Caddesi No: 102 Bakanlıklar ANKARA” adresinde yapılacaktır.
2010 yılında yapılan Ön Seçime DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM ile SOSYAL DEMOKRAT MÜHENDİSLER ortak bir liste ile katıldık. Sizlerin desteğiyle hem Ön Seçim'den hem de Şubemizin Seçim’inden başarıyla çıkarak iki yıl süreyle şubemizi birlikte yönettik. Yönetim Kurulu’na seçtiğimiz arkadaşlarımız son derece uyumlu bir birliktelik gerçekleştirerek başarılı bir dönem geçirdiler. Bu çalışma dönemi, uzunca bir dönemdir EMO ve TMMOB düzleminde özlemi duyulan 'birlikte yönetme ve birlikte iş yapma' kültürüne de güzel bir örnek oldu. Bu dönem de bu birlikteliği genişleterek devam ettiriyoruz. Ön Seçime yine DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM ve SOSYAL DEMOKRAT MÜHENDİSLER olarak birlikte katılıyoruz.
7 Ocak 2012 Cumartesi günü yapılan ve DEMOKRAT MÜHENDİSLER’in başarısıyla sonuçlanan EMO Kocaeli Şubesi Genel Kurulu ile EMO’da yeni bir seçim sürecine girmiş bulunmaktayız. 18-19 Şubat 2012 tarihlerinde yapılacak Genel Kurullarla Şube seçim süreçlerinin tamamlanmasının ardından Mart ayında gerçekleştirilecek EMO Genel Kurulu ve Seçimleri ile EMO’da yeni bir çalışma dönemi başlayacaktır.
Şubemizin Genel Kurulu 18 Şubat 2012 Cumartesi Günü 10.00-17.00 saatleri arasında ‘İnkılap Sokak No:20 Kızılay/ANKARA’ adresindeki HARB-İŞ Sendikası Kenan Durukan Konferans Salonu’nda ve Seçimleri ise 19 Şubat 2012 Pazar Günü 09.00-17.00 saatleri arasında ‘Kumrular Caddesi No:7 Kızılay/ANKARA’ adresindeki Namık Kemal İlköğretim Okulu’nda yapılacaktır.
Bilindiği gibi Şubemizde 1988 yılında DEMOKRAT MÜHENDİSLER’in seçimlere iki ayrı liste ile katılmaları nedeniyle Meslekte Birlik Grubu seçimleri kazanmıştı. Yine hatırlanacağı gibi 1990 yılında bir araya gelen DEMOKRAT MÜHENDİSLER birlikte hareket ederek Şubemizin yeniden demokrat bir yönetime kavuşmasını sağladılar. 1992 yılından itibaren de DEMOKRAT MÜHENDİSLER kendi aralarındaki demokratik işleyişe olanak yaratmak ve Şube Genel Kurullarına tek liste ile katılmayı sağlamak üzere Ön Seçim yapar oldular. Böylece EMO Ankara Şubesi’nin bugüne kadar bir demokratik mevzi olarak korunması ve geliştirilebilmesi mümkün olabildi.
Şubemizin 20. Genel Kurulu’nun yapılmasının üzerinden iki yıl geçmiş bulunmaktadır. Geçen bu süre içerisinde gerek odamız ve şubemizde, gerekse ülkemiz ve dünyada önemli ve büyük değişimler yaşanmıştır.
Kapitalizmin Bitmeyen Krizleri!
2007 yılında ABD merkezli başlayan ve kısa zamanda tüm dünyaya yayılan küresel finans krizi, büyük çaplı devlet müdahalelerine rağmen henüz etkisini yitirmiş değil. ABD’de, devasa finans kuruluşlarının birbiri ardına iflas etmeleriyle tetiklenen kriz, dünya çapında büyük bir işsizleşme ve yoksullaşma dalgasına yol açtı. Krizin başlamasının ardından neredeyse beş yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen, gerçek anlamda bir krizden çıkış formülü geliştirilemedi.
MÜHENDİSLİK EĞİTİMİ, MÜHENDİSLİK, SERBEST MÜŞAVİR MÜHENDİSLİK (SMM) HİZMETLERİ VE BELGELENDİRME
Salı, 07 Şubat 2012 08:57
Devrimci Demokrat Platform'un mühendislik eğitimi, mühendislik alanı, SMM hizmetleri ve belgelendirmeye yönelik bildirgesi 18 Ocak 2012'de yayınlandı...
MÜHENDİSLİK EĞİTİMİ
Bugün ülkemizde YÖK tarafından diploma eşdeğerliği tanınmış kamu ve vakıf üniversitelerinde; Elektrik, Elektronik, Elektrik-Elektronik, Bilgisayar, Yazılım, Biyomedikal, Elektronik-Haberleşme vb. Mühendislikleri eğitimleri verilmektedir. Eğitim sistemi üniversiteden üniversiteye değişmekle birlikte ilk iki yıl genellikle temel mühendislik dersleri, ikinci yıldan sonra da uzmanlaşmaya yönelik olarak mesleki dersler okutulmaktadır. Birçok üniversitede sınırlı sayıda öğretim üyesi bulunduğundan temel derslerde dâhil birçok ders verilememekte, eksik laboratuar ve teknik alt yapı ile eğitim sürdürülmektedir. Planlı ekonomilerin terk edildiği ülkemizde, her gelen siyasi iktidarın bilim ve teknolojiyi bir kenara ittiği ve oy hesaplarının yapıldığı, gerekli öğretim üyesi ve altyapı olanakları oluşturulmadan kaba bir popülizmle her ile bir üniversite mantıksızlığı yürütmektedir. Aynı durum vakıf üniversiteleri için de geçerlidir.
Hayatın her alanında yaşanan ve hatta daha önce karşılaşılmamış ölçüde bugünü ve geleceği etkileyen bir “değişim ve dönüşüm sürecinden” geçmekteyiz.
Sürecin belirleyicisi ve yönlendiricisi olan neo-liberal anlayışın daha fazla kâr hırsı -özellikle bizim ülkemizde olduğu gibi kayıtsız şartsız kendini teslim etmiş hükümetlerce- halkların kısmen de olsa kazandığı temel insani hakların (sağlık, barınma, eğitim vb.) çok daha hızlı yok edilmesine neden oluyor.
EMO, kuruluş amacı ve yasası gereği kamu yararına çalışan bir meslek örgütüdür. Bünyesinde Elektrik, Elektronik, Bilgisayar, Biyomedikal Mühendislerini toplamış olan EMO; kendi meslek alanlarındaki düzenlemeleri yapan meslek örgütü olmanın yanı sıra demokrasi mücadelesinden, barıştan, insan haklarından, emek ve emekçiden yana tavır alan bir mücadele örgütüdür. Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu dönem göz önüne alındığında, EMO’nun önümüzdeki çalışma dönemi içerisinde, ülkenin demokratikleşmesi ve halkların bir arada kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın sağlanması mücadelesine aktif katkısını devam ettirmesi gerekmektedir.
Meslek Örgütümüz EMO
Odamız;
-Enerji sektöründe yirmi yılı aşan bir süredir gerçekleştirilmeye çalışılan özelleştirmeye karşı mücadelede,
-Tekrar gündeme getirilen nükleer santrallere karşı mücadelede,
-Telekomünikasyon alanındaki özelleştirme ve başta taşeronlaştırma ve ucuz işgücü yaratma üzerine kurulu mevcut istihdam politikalarına karşı mücadelede,
-Emekçilerin sendikal örgütlülüğünü kırmaya yönelik girişimlere karşı,
-Krizin bedelinin emekçilere ödettirilmesine karşı mücadelede vb. mücadelelerde üstüne düşen görevleri yerine getirmenin yanı sıra gerçeklere ve yapılması gerekenlere dair söylemleri ile kararlı, tutarlı, kimliğini geliştirmekte, saygınlığını korumaktadır.
AKP iktidarı da 12 Eylül darbesinin başlıca hedeflerinden birini uygulamaktadır; sınıf mücadelesinin önüne geçmek. Darbe döneminde bu amaçla öncelikle sendikalar olmak üzere sınıfsal hareketin gelişmesinde rol oynayan dernek ve yapılar darbecilerce kapatılmış, ilerici sendikal kadrolar başta olmak üzere sınıfın öncüleri toplumdan yalıtılmak amacıyla cezaevlerine tıkılıp mücadeleden kopartılmıştı. AKP de günümüzde KCK ve benzer davalarla sendikacılar, demokratlar, aydınlar üzerinde benzer tutumu sürdürmektedir. Sendikalarında önder konumunda bulunan birçok kadro darbe faşizmini aratmayacak, hukuk tanımaz şekilde cezaevlerine tıkıldı.
AKP yaptığı düzenlemeler ile darbe sonrası yapılan bir takım yasal düzenlemeleri aratmayarak sendikaların faaliyet alanı sınırlandırmış, çalışanların örgütlenmesinin önüne pek çok engel daha eklemiştir. Çalışma yaşamı hızla liberalleştirilmiş, yeni düzenlemelerle neo liberal politikaların engelsiz olarak uygulanması için ortam yaratılmıştır. Yürütülen yeni liberal programlar çerçevesinde özelleştirme uygulamaları son aşamaya gelmiş, reel sosyalizmin çöküşü ile birlikte dünyanın diğer taraflarında da yaygınlaşan taşeronlaştırma, esnek çalışma biçimleri, işsizleştirme, ücretlerin düşürülmesi, sosyal güvenlik sisteminin daraltılması, sağlık ve eğitim sistemlerinin ücretli hale getirilmesi politikaları hızla hayata geçirilmiştir. Bir yandan kamu kurumları ve işletmeler param parça edilirken diğer yandan örgütlülükler dağıtılmıştır.
Cinsiyetçiliğin yol açtığı sorunlar, toplumsal roller/kimlikler nedeniyle kadın mühendislerin yaşamlarına fazladan yük eklemekte ve bu yük neden gösterilerek iş yaşamında ayrımcılık yeniden yaratılmaktadır. Cinsiyetçilik öncelikle sosyal açıdan ele alınması gereken, hayatımızın her anında bizimle olan bir sorundur. Toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlara biçtiği “görevler(!)” nedeniyle kadınlar, aile hayatından itibaren olması gerekenden fazlasını yüklenmişlerdir. Görmezden gelinen “yaşlı ve çocuk bakımı, ev temizliği, yemek yapımı gibi işleri içeren ev içi emeği” kadın ve erkeğin eşit paylaşması gereken bir sorumlulukken sadece kadının görevi(!) olarak algılanmaktadır. Üstelik yine bu bakış açısından dolayı kadınlar, sosyal olarak haksız yere yargılanmakta ve hatta cezalandırılmaktadırlar.
Gençler cebinde umudu taşıyanlardır ama Türkiye şartlarında her bir umut acımasız gerçekler karşısında yok olup gitmektedir. Öğrenciyken büyük hevesle oturulan sıraların bedeli, ödetilen harçlarla, pahalı ders kitaplarıyla, ders araç ve gereçleriyle, barınma parası, ulaşım parası, yemek parası olarak 4-5 yıl boyunca fazlasıyla ödetilir. Kimi öğrenciler ise Ömer Dinçer (20) gibi bu masraflarını çıkartabilmek için bir inşaatta çalışırken ölür.
Bu maddi imkânsızlıklar bir yandan mühendislik bölümleri için elzem olan donanımlı laboratuvarların olmaması veya yetersiz olması, öğretim görevlisi sayısının az olması, olanların da bilgi anlamında yetersiz olması, yeterli olanların ise öğrenciye ayıracağı vaktinin olmaması biz genç mühendisleri çoktan tersyüz etmiştir. Teoriler içinde boğulurken bir yandan da “bunlar benim ne işime yarayacak?” sorusu ile boğuşmak, öğrenilen konuların çalışma hayatında bir yer bulamaması ile umutlar iyice dibe çekilmektedir.
Teorilerle dolu bir eğitim döneminden sonra mezun olma heyecanı, yerini büyük kaygılara bırakır. Aslında zaman zaman okulda gerçekleştirilen “kariyer” günlerinde farklı dünyalardan bahsedilmiştir hepimize...
Emeklilik, yasayla sınırlanmış bir çalışma süresi sonunda işten ayrılarak hiçbir hizmet karşılığı olmaksızın insan onuruna yakışır bir aylık almak, sağlık konusunda da devlet güvencesi altında hayatı sürdürmek olarak tanımlanmalıdır.
TÜİK verilerine göre; ülkemizdeki gelir dağılımının yüzde 20’si yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürerken, yüzde 20’si zengin bir hayat yaşıyor. Geri kalan yüzde 60’nın ise durumunun pekiyi sayılamayacağı, en zengin yüzde 20’sinin yarısının ise son derece lüks bir hayatı olduğu vurgulanmaktadır. Emekli mühendislerimizin tamamı yüzde altmışlık bölümün içinde yer alıyor. 1980’li yıllardan bu yana uygulanan neo-liberal program, toplumsal maliyeti artırmıştır. Bir yandan hayat pahalılığı artarken buna koşut olarak emeklilerin gelirleri artmamış, bu kesimi emekliliğinin yanında başka işler aramaya yöneltmiştir. Diğer yandan sosyal devlet ilkelerinden eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi hakların kamu kaynaklarından karşılanmasının terk edilmesi, kamu hizmetlerini de ticarileştirmiştir. Özelleştirmeler yoksulluğu ve işsizliği daha da artırmıştır.
1980’lerin başında Elektrik Mühendisliği’nin bir alt disiplini olarak görülen Bilgisayar Mühendisliği, bilişim teknolojisinin hızla gelişimiyle bağımsız ve özgün bir mühendislik disiplini haline gelmiştir. Bu hızlı gelişim bu alanın asıl aktörleri olan Bilgisayar Mühendisleri ve dahil oldukları bilişim meslek alanı için pek çok sorunu beraberinde getirmiştir.
Ancak EMO, bu gelişimle orantılı olarak bilişim meslek alanına ve bu alanın asli aktörleri olan Bilgisayar Mühendisleri’nin sorunlarına yönelik politika üretmekte zorlanmıştır. Bu durum Bilgisayar Mühendisleri’nin meslek örgütü olarak EMO’yu kabullenmelerinin önüne geçmiştir.
Hali hazırda 30 binin üzerinde mezun sayısı ve her yıl buna eklenen 6 binden fazla mezunu olmasına rağmen 45 binlik EMO kitlesi içerisinde örgütlü Bilgisayar Mühendisi sayısı sadece 2400’ler de kalmıştır. Bu durum bile Bilgisayar Mühendisleri’nin EMO içerisinde örgütlenmesinin başarılamadığının somut göstergesidir.
Elektronik alanındaki gelişmelerin tıp alanında kullanımına yönelik teknolojiler özellikle 80’li yılların ortalarından itibaren artmış ve yeni bir mühendislik dalı ortaya çıkmıştır. Başlangıçta yüksek lisans düzeyinde programlara konu olan Biyomedikal mühendisliği 2000 yılından itibaren 4 yıllık lisans eğitimi olarak başlamış ve bağımsız bir mühendislik disiplini olarak 2004 yılından beri EMO içerisinde yer almaktadır.
Biyomedikal Mühendisliği; sağlık alanında kullanılan teşhis, tedavi cihazları ile tıbbi araştırma ve laboratuar ortamlarında kullanılan mekanik, elektronik, biyolojik cihazların ve sistemlerin istenilene uygun bir şekilde tasarlanması, üretimi, geliştirmesi, işletilmesi ve bakım - onarım - kalibrasyon faaliyetlerinden sorumlu bir mühendislik dalıdır.
Sağlık sektöründeki gelişmelerle birlikte eskiden uzun zaman ve maddi kayba neden olan teşhis ve tedavi süreçleri asgari seviyeye gerilemiştir. Bu imkânı insanlık hizmetine sunan şüphesiz ki ileri teknoloji ürünü tıbbi cihazlardır. Ancak, ileri teknoloji ürünü tıbbi cihazların satın alınması, kullanımı ve çalışır halde tutulması ve yeni teknolojilerin üretilmesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.